Kimin ifadesi daha özgür?
Nedir bu demokrasi? Kime yararı,kime zararı dokunur? Demokrasi kelimesi çıkınca ağızlardan herkesin kafasının içinde aynı çarklar mı döner? Yoksa kimi için hayatın anlamı, kimi için elinin kiri, kimi için de dilinin oyuncağı mıdır?
Yeni Medyada Nefret Söylemi* kitabının önsözünde Işık Barış Fidaner net ifadelerle sorgular demokrasinin kapsamını ve akabinde düşmanlarını. Der ki;”Demokrasi, birçok yerde düşünce ve ifade özgürlüğü olarak tanımlanır. Bu tanımın hemen ardından ise denir ki; bazı düşünceler özgür bırakılamaz, çünkü bu düşünceler doğrudan doğruya demokrasinin işleyişini hedef alır ve özgürlüğe zarar verir.” Yani aslında ifadelerin özgür bırakılması demek,bügün anlaşıldığı haliyle hiçbir mantık süzgecinden geçirilmemiş ve hiçbir entellektüel düzeyi olmayan ifade ve hakaretlerin keyfe keder ortaya saçılması anlamına gelmemektedir. Bir diğer deyişle özgürlüğü gerçek anlamda koruyabilmek, ifadelerin doğru düzeyde kısıtlanmasıyla sağlanabilir.Mesele ise bu kısıtlamanın sınırlarını ve kriterlerini belirlemektir. “Demokrasi sorunun çözümü için çaba saf etmek isteyen biri,toplumsal demokrasi içinde ifade bulabilecek söylemler ile bununla çelişen söylemleri ayıracak bir turnusol kağıdına ihtiyaç duyar” denir aynı yazıda bu sebeple. Çünkü insanlara özgürce kendilerini ifade edebilecekleri ortamı sağlamak kadar, bir yandan da egolarının kurbanı olmalarını ve ifadelerinin diğer gruplara zarar verir hale gelmesini engellemek de demokrasinin içeriğidir.
Sonuç olarak da yazı şu şekilde bağlanır; “Kısacası, demokasi sorununu somutlaştırmanın yolu, demokratik özgürlüğün istisnasını belirlemekten geçiyor. Nefret Söylemi kavramı da, topluma dayanan bir özgürlük ve demokrasi anlayışı için ihtiyaç duyduğumuz istisnayı belirler.”
İşte bugün Taksim’de küçücük çocukların ellerinde gördüğüm küfür dolu pankartlar bu sayfalarda yazılan yazıları getirdi hemen aklıma. Acı ve vahşet dolu bir olayı protesto etmek için bir araya gelmiş insan güruhunda tek gördüğüm, karşı takımın taraftarlarına küfür edip stres atmaya denk düşecek kadar basit bir aymazlıktı. Maksat acıları anmak,vahşeti lanetlemek, insanı yüceltmek değil de sadece sinir olduğun adamın arabasının lastiğini patlatmak gibi bir dürtüye hizmet etmekti adeta. Bu sebeple de bütün demokrasi ihlalleri başarıyla yerine getirildi ve 15 yaşında çocuklar ellerinde “Hepiniz Ermenisiniz,Hepiniz Piçsiniz” yazan kağıtları yoldan geçen arabalara doğru sallama cesaretini gösterebildiler.
Topraklarını işgal etmiş düşmanın bayrağını, kendi askerlerine emir vererek yerden kaldırtan başkomutanıyla övünen bir milletken, hangi arada milletlerin isimlerini küfürlerle aynı kağıtlara yazıp,meydanlarda çocukların eline tutuşturan insanlar olduk bilemiyorum. Tek bildiğim biraz daha ümitsizliğe kapıldığım bir Şubat günü oldu bu Pazar.
*Yeni Medyada Nefret Söylemi, Kalkedon







